• Av.Harun Ümit Eren

REKABET YASAĞI SÖZLEŞMESİ NEDİR?

REKABET YASAĞI SÖZLEŞMESİ NEDİR?



I-REKABET YASAĞI SÖZLEŞMESİNİN KURULMASI

Rekabet, aynı alanda iş gören kişiler ve/veya kuruluşlar tarafından en güçlü ve en başarılı olmak gibi aynı amaçlara ulaşmada karşılıklı yarış ve mücadele halidir. Bu yarışta, işyerinde çalışan ve işletmenin rekabet edebilmesine olanak sağlayan ticari nitelikte bilgilere vakıf olan işçiler etkin bir rol oynamaktadır. Söz konusu işçiler işletmenin bünyesinde çalıştığı sürece işletmenin rekabet edebilmesine katkı sağlarken, iş akdinin sona erdiği anda rakip işletmelerde çalışma ve sahip olduğu ticari bilgileri yeni işyerinde kullanma olasılığına sahip olmakta ve bu durumda eski işyeri açısından rekabet gücünü azaltan bir unsura dönüşmektedir. İşveren açısından ticari bir tehdit niteliğinde olan bu durum ise rekabeti arttırıcı nitelikteki ticari bilgilerin işçilere öğretilmesini engelleyici ve dolayısıyla rekabeti zayıflatıcı bir etki yaratmaktadır. Fakat rekabet, sınırlı kaynakların etkin biçimde dağılmasını ve verimli şekilde kullanılarak, mal ve hizmetlerin kaliteli ve en uygun fiyatla tüketicilere temin edilmesini sağladığı için korunması gereken bir değerdir.


Türk Borçlar Kanunu, iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin rekabet etmeme borcunu üstlenebileceğini 444.madde ve devamında öngörerek rekabeti hukuki olarak koruma altına almıştır. “Rekabet Yasağı” başlığı ile hüküm altına alınmış olan bu maddeler uyarınca :


“Madde 444-Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. “


“Madde 445-Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz.”


İşverenin menfaatini koruyucu hükümler içeren Rekabet Yasağı hükümleri aynı zamanda sıkı şekil şartları öngörmesi ile işçinin Anayasa ile güvence altına alınan çalışma ve sözleşme özgürlüğünü de güvence altına alarak menfaat dengesini gözetmiştir. Geçerli bir Rekabet Yasağı’ndan söz edebilmek için şu şartların var olması gerekmektedir:


1-İŞÇİNİN FİİL EHLİYETİNE SAHİP OLMASI


Medeni Kanun’un 10.maddesi uyarınca ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. Erginlik ise 18 yaşının doldurulmasıyla başlar. Ayrıca kişi evlenme ile ergin kılınabileceği gibi, onbeş yaşını doldurması şartıyla kendi isteği ve velisinin rızası ile mahkemece ergin kılınabileceği öngörülmüştür. Fiil ehliyetinin bulunmaması halinde ise kanunun açık hükmü gereği rekabet etmeme yükümlülüğünün üstlenildiği sözleşmeler geçersizdir. Fiil ehliyetine dair geçerlilik şartı, belirli bir olgunluğa erişmemiş olan kişilerin ekonomik alandaki hareket özgürlüğünün kısıtlanmasını engellemek amacıyla öngörülmüştür.

2- REKABET YASAĞI KAYDININ YAZILI OLMASI


Yazılı şekil zorunluluğu aracılığıyla işçinin Rekabet Yasağı kaydını bir kez daha düşünmeye sevk etme amacı güdülmüştür zira rekabet etmeme yükümlülüğü işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğünü kısıtlamakta ve işçiye ağır bir sorumluluk yüklemektedir. Yazılı yapılmayan rekabet yasağı sözleşmesi ise amir hüküm gereğince geçersiz olacaktır.


3-İŞVERENİN KORUNMAYA DEĞER MENFAATİNİN OLMASI


İşçi ile işveren arasındaki hizmet akdinin hangi hallerde Rekabet Yasağı kaydına konu olabileceği düzenlenerek işçinin anayasal hakkı olan çalışma ve sözleşme özgürlüğü korunmuştur. Maddede düzenlendiği haliyle hizmet akdi “müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse” Rekabet Yasağı kaydına konu olabilmektedir.


3a-)Üretim Sırları ve İşverenin İşleri Hakkında Bilgi Edinme Olanağı


Üretim sırrı; belirli kişi/kişiler tarafından bilinen ve bu çevre dışındakiler tarafından kolaylıkla öğrenilemeyecek ve ayrıca saklı kalmasında işletmenin haklı menfaatinin bulunduğu olgulardır. Üretim sırları ve iş hakkındaki bilgiler ticari, teknik veya personele ait olabilir. Üretim teknolojisi, özel üretim biçimleri, işletmenin herkes tarafından bilinmeyen organizasyonu, bilgisayar programları, işletmenin envanter ve muhasebe kayıtları, işverene ait işçi buluşları, personel planlaması gibi bilgiler üretim sırrı ve işverenin işleri hakkında bilgiler arasında sayılabilir. Burada önemli olan işçinin fiilen öğrenmesi değil, öğrenebilecek konumda olmasıdır. Dolayısıyla, üretim sırrı ve işle ilgili mahrem bilgileri öğrenebilecek konumda olmayan vasıfsız ve alt kademede çalışan işçilerle yapılan Rekabet Yasağı sözleşmesi geçersiz olmaktadır.


3b-)Müşteri Çevresi Hakkında Bilgi Edinme Olanağı


Müşteri, işyeri tarafından sunulan mal veya hizmeti düzenli bir biçimde alan gerçek veya tüzel kişidir. Rekabet Yasağı kapsamında değerlendirildiğinde, işçinin müşteri çevresi hakkında bilgi sahibi olanağına sahip olması; müşterilerle kişisel ilişki kurup onların kişisel istek ve ihtiyaçlarını bilebilecek ve bu bilgiyi kendi lehine ekonomik değere çevirebilmesini ifade eder. Bununla beraber bu çevrenin işçinin kişisel niteliği dolayısıyla sağlanması halinde yapılan Rekabet Yasağı sözleşmesi geçersiz olacaktır. Bahsedilen işçilere örnek olarak avukatlar ve doktorlar örnek verilebilir çünkü bu meslek gruplarında çalışanlar sahip oldukları yetkinlik ve nitelikler dolayısıyla tercih edilmektedir. Dolayısıyla bu durumda işverenin müşteri çevresinin kullanılması durumu söz konusu olmamaktadır.


3c-)İşverenin Önemli Bir Zarara Uğrama İhtimali


İşverene ait bilgilerin kullanılmasının; müşteri çevresini daralmasına, kazançta ciddi bir düşüşe sebep olmasına veya rekabet gücünü azaltan bir etki doğurmasına sebep olduğu hallerde önemli bir zarardan söz edilebilir. Önemli zararın fiilen ortaya çıkmış olması gerekli değildir. Zarar ihtimalinin varlığı Rekabet Yasağı sözleşmesi için yeterli olmaktadır.

4-YER, ZAMAN VE KONU BAKIMINDAN SINIRLAMA


İşçiye yüklenen rekabet etmeme yasağının yer, zaman ve konu bakımından sınırlandırılması işçinin ekonomik geleceğinin hakkaniyete aykırı şekilde kısıtlanmasının önüne geçmektedir.


4a-)Yer Bakımından Sınırlama


Yer bakımından belirlenecek sınır belirli bir coğrafi bölge, şehir veya işverenin faaliyet alanı olabilir. Faaliyet alanı ise işverenin fiilen yürüttüğü faaliyetlerinin bulunduğu coğrafi bölgeyi ifade eder zira fiilen faaliyetin yürütüldüğü alanın dışında işverenin korunacak haklı bir menfaati bulunmamaktadır.


4b-)Zaman Bakımından Sınırlama


Maddenin açık hükmü gereği süre iki yılı aşamaz. Bu süre iş akdinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar ve açılacak bir dava sürenin işlemesini durdurmaz.


4c-)Konu Bakımından Sınırlama


Rekabet Yasağı’nın kapsamı işverenin tüm faaliyet alanı olarak değil, işçinin işyerinde yapmakta olduğu somut işle doğrudan ilgili olarak sınırlandırılmalıdır. Aksine düzenlenmiş kapsamlı bir yasak işçinin ekonomik geleceğini önemli ölçüde kısıtlayacağından dolayı geçersiz olacaktır.


İşçinin fiil ehliyetinin olmaması, sözleşmenin yazılı yapılmamış olması veya işçinin müşteri çevresi, üretim sırları veya işyerinde yapılan işler hakkında bilgi edinme olanağının bulunmaması ya da işverene önemli bir zarar verme ihtimalinin olmaması durumunda yapılacak rekabet yasağı sözleşmesi geçersiz olmaktadır. Rekabet Yasağı hükmü iş akdinde yer almakta ise, bu hükmün geçersizliği kural olarak Borçlar Kanunu 27/II gereği iş akdini etkilemez. Fakat eğer bu hüküm olmadan sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılır ise iş sözleşmesi de geçersiz olmaktadır.


445.maddenin 2.fıkrası gereğince “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” Bir başka deyişle, yukarıda bahsettiğimiz geçersizlik halleri dışında hakim rekabet yasağını hakkaniyete uygun sınırlara çekebilmektedir.


İŞÇİNİN REKABET YASAĞINA AYKIRI DAVRANMASININ SONUÇLARI NELERDİR?


II-GEÇERLİLİK ŞARTLARINA UYGUN BİR ŞEKİLDE HAZIRLANMIŞ OLAN REKABET YASAĞI SÖZLEŞMESİNE AYKIRILIĞIN SONUÇLARI


1-İŞVERENİN ZARARININ TAZMİNİ


BK 446.maddenin 1.fıkrası uyarınca “Rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür.” Söz konusu zarar, mevcut mal varlığı ile malvarlığının eğer rekabete aykırı fiil olmasaydı arz edeceği durum arasındaki farktır. (Müspet Zarar)


2-İŞÇİNİN CEZAİ ŞART ÖDEMESİ


Yukarıda bahsedilen müspet zararın tazmini için işverenin zararı rekabet yasağına aykırı davranıştan kaynaklandığını ispat etmesi gerekmekte, bu durumun ispatı ise her zaman kolay olamamaktadır zira müspet zarar uzunca bir süre sonunda ortaya çıkmaktadır. Rekabet Yasağı sözleşmesinde cezai şartın yer alması halinde ise işveren, uğradığı zararı ispat etmesine gerek kalmadan sözleşmede öngörülen cezai şartı isteyebilmektedir. Cezai şart genellikle işçinin brüt maaşının katları şeklinde belirlenmektedir. BK 446/II.fıkra gereği işçi öngörülen cezai şart bedelini ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir fakat eğer öngörülen cezai şart, ortaya çıkan zararı tazmin etmeye yetmez ise işçi aşan zararı gidermekle yükümlüdür. Aşan zararın rekabet yasağına aykırı davranıştan kaynaklandığını ispat yine işverene aittir.

Ceza şartı aşırı nitelikteyse ve rekabet etmeme borcuna aykırı davranılmış ise BK 182.madde uyarınca hakim cezai şartı kendiliğinden indirebilir.


3-REKABET YASAĞINA AYKIRI DAVRANIŞIN ÖNLENMESİ