İŞ DAVALARINDA ARABULUCULUK - İŞÇİ ALACAKLARI ve DAVA ŞARTI ARABULUCULUK

En son güncellendiği tarih: 31 Ara 2019

Arabuluculuk, uyuşmazlığın tarafları arasında karar verme yetkisi olmayan, tarafsız, bağımsız ve güvenilir bir üçüncü kişinin yardımı ile iradilik esasına dayalı, ihtilaf konusu üzerinde karşılıklı olarak kabul edilebilir bir anlaşmaya bizzat, avukat veya temsilci aracılılığıyla ulaşılmasını sağlayan bir müzakere sürecidir. Alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olmakla birlikte 12 Ekim 2017 tarihinde TBMM tarafından iş uyuşmazlıklarında dava şartı olarak onaylanmasıyla zorunlu arabuluculuk 1 Ocak 2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten itibaren kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda öncelikle tarafların arabulucuya başvurması zorunlu hale gelmiştir ve ancak burada uyuşmazlığın çözülememesi halinde son arabuluculuk görüşmesinde tutulan tutanak ile dava açılabilmektedir. Tutulan bu son tutanakta tarafların avukatlarının imzasının yer alması bu tutanağı icra edilebilir şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge haline getirir. Bu durum her ne hukuki işlem olursa olsun bir avukatın temsili aracılığı ile yapılmasının faydalarından yalnızca bir tanesidir. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması halinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında artık taraflarca dava açılamaz. Yani haksız yapılmış bir anlaşmanın artık geri dönüşü yoktur. Yanlış kararlar vermemek için bir avukatın temsili ile işlemlerin yürütülmesi bir diğer önemli husustur.


İzmir - Kapital Hukuk Bürosu

Arabuluculuğun mahkemelerden farklı bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olması sebebiyle arabuluculuğa başvurulabilecek uyuşmazlık türleri sınırlandırılmıştır. Bu sınırın temeli de kamu düzenine dayanmaktadır. Bu nedenle kişiler ancak üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıkları söz konusu olduğunda arabuluculuk çözüm yöntemine başvurabilir. Bunun yanı sıra iş uyuşmazlıklarında da kişiler işçi alacakları, işe iade konularında arabuluculuğa başvurabilirken iş kazası, meslek hastalığı ve bunlardan doğan tazminat alacaklarında zorunlu arabuluculuğa başvuramamaktadır. Kişilerin üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri haklar hakkında kendilerinin karar vermesi bir bakımdan olumlu bir yön iken, bir diğer bakımdan da hak ve yükümlülükleri hakkında bir hukukçu kadar konuya vakıf olması beklenemeyeceği için hak kayıplarına oldukça müsait bir sistem oluşu vatandaş açısından olumsuzdur. Açıklamak gerekirse işçi-işveren ilişkisinde zayıf taraf olan işçinin alacağını almak için başvurduğu arabuluculuk yönteminde hukukun temel ilkelerinden biri olan silahların eşitliği ilkesi ortadan kalkmaktadır. Eşitliği ve adaleti sağlamak için taraflara yol gösterici olacak, usulsüzlüklere müdahale edecek ve hak ihlallerini önleyecek avukatların arabuluculuk müzakerelerinde, öncesi ve sonrasında aşamalarında yer alması oldukça önemlidir. İş davalarında uzman bir avukat bu bakımdan müvekkillerinin her türlü hak arayışında yanında yer alarak hak ihlallerinin önüne geçmektedir.


İşçi alacakları; maaş, yıllık izin ücreti, hafta tatili, fazla mesai, prim ve ikramiye gibi her türlü işçi alacağı olup kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı da arabuluculuk çözüm yöntemi ile talep edilebilir. Ancak iş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat alacakları da işçi alacağı olarak sayılmasının yanında zorunlu arabuluculuk ile talep edilemeyecek haklardır. Arabuluculukta talep edilmesi gereken bir hakkın talep edilmemesi, yahut talep edilemeyecek bir hakkın talep edilmesi hem işçinin alacağına ulaşmak için süreci uzatmakta hem de ciddi hak kayıplarına sebep olabilmektedir. Bu nedenle İzmir’de iş davaların uzman bir avukatın her zaman tarafların yanında olması sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından çok önemlidir. İzmir’de uzman ve tecrübeli avukatlar müvekkilin işçi alacaklarını sağlıklı bir arabuluculuk süreci sonunda tahsil etmeye yardımcı olur.


Yukarıda sayılı işçi alacaklarından herhangi birini işvereninden talep etmek isteyen işçi İş Mahkemelerinde (#iş mahkemesi) dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorundadır. Başvuru karşı tarafın karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır.[1]Arabuluculuk müzakerelerinde tarafın vekilliğini yapacak avukat vekaleten bu başvuruyu da gerekli yerlere yapabilmektedir. Vekalet ilişkisi uyuşmazlığın ortaya çıkmasından son bulmasına dek devam eden ve tarafın hakkına tam ve zamanında ulaşması için önem arz eden bir ilişkidir. Bu aşamada başvurunun doğru yere yapılmasında dahi avukatın payı büyüktür.


Başvuru sonrası yapılan arabuluculuk müzakerelerinde her bir oturumun üç ihtimalle son bulması mümkündür. Bunlar;

1) Tarafların uyuşmazlık sonunda anlaşması ve bunun taraflarca anlaşılabilir, açık ve amaca yönelik olarak bir anlaşma metni ile sabitlenmesi,

2) Arabululucuk müzakereleri sürecine devam edilmesi (Bu süre 3 haftadır ve ancak zorunlu hallerde 1 hafta uzatılabilir.[2])

3) Tarafların uyuşmazlık konusunda anlaşamaması ve müzakere sürecine son verilmesidir.

Arabuluculuk müzakere sürecine son verilmesi halinde arabulucu tarafından düzenlenen ve tarafların imzasının yer aldığı tutanak ile artık taraflar iş mahkemelerine başvurma hakkına sahip olur. İşçi alacaklarında iş mahkemelerine başvurmak için oluşturulmuş dava şartı artık gerçekleşmiştir. Bu arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesine eklenmesi gerekir, eklenmemesi halinde mahkeme bu eksikliğin giderilmesi için başvurucuya 1 haftalık kesin süre verir ve bu eksikliğin giderilememesi halinde dava usulden reddedilir. Hak kayıplarının önlenmesi için tarafların yanında yer alan avukat elbette tarafları usuli konularda da yönlendirmelidir. Usul hukukunda yapılan küçük bir hata büyük hak kayıplarına sebebiyet verebilir ve görüldüğü üzere davanın reddedilmesine dahi varabilir. Ancak iş hukuku ve arabuluculuk konularında uzman bir avukat ile yürütülen bir süreçte böyle bir sonuç ile karşılaşılması imkânsızdır.


Bir diğer önemli husus ise zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere ilişkindir. Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.[3]


İş uyuşmazlıklarında arabuluculuğun zorunlu hale gelmesinin en büyük nedeni iş hukuku davalarında mahkemelerin üzerindeki iş yükünün hafifletilmesi isteği olup bir diğer önemli neden ise ülkemizde alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının pek tercih edilmemesi ve bu yollardan hatta uzak durulmasıdır. Halbuki gelişmiş ülkelerde görüldüğü üzere alternatif uyuşmazlık çözüm yolları hukukta önemli bir yer kaplamakta ve bireyler bu yolları en az mahkemeler kadar tercih etmektedir. Taraflar için dava yolundansa daha az masraflı ve az uğraş verici bir yöntem olup; taraflar müzakerelere bizzat, kanuni temsilcileriyle veya avukatları aracılığıyla katılabilmektedir. Uzun süren dava süreçlerine karşılık işçi, arabuluculuk ile kısa sürede alacağına kavuşma imkanına da sahiptir. Ancak bunun için elbette sürecin hukuk kurallarına uyularak ve bilinçli bir şekilde devam etmesi şarttır. Zorunlu arabuluculuk sisteminin tek olumsuz yanı zorunlu olması ve bazı arabuluculuk görüşmelerinin yalnızca formaliteden ibaret kalmasıdır. Bunun için yapılması gereken, kişilerin alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri hususunda daha fazla bilgilenerek, faydalarından haberdar olarak kendi tercihleri ile bu yolları seçmelerinin sağlanmasıdır. Zira zorunlu olması işverenin karşısında güçsüz olan işçinin alacağını almasını daha da zorlaştırmak anlamına gelebilir. Zorlukların ortadan kalkması için alanında uzman bir avukatı bu konuda yetkili kılmak yapılması gereken en önemli ilk adımdır. Bu konuda İzmir ilinde faaliyet gösteren Kapital Hukuk Bürosu işçi alacakları konusunda müvekkile her adımda yardımcı olur.


Özetle işçi alacakları olan maaş, yıllık izin, hafta tatili, fazla mesai, prim, ikramiye ve kıdem-ihbar tazminatlarından herhangi birini normal yollarla alamayan ve dava yolu ile işverenine başvurmak isteyen işçi öncelikle arabuluculuk yoluna başvurmak zorundadır. Burada bir çözüme ulaşamayan taraflar son arabuluculuk tutanağını dava dilekçesine ekleyerek mahkemeye başvurabilir. Tüm bu süreçlerde ise önemli olan tarafların serbestçe tasarruf edebilecekleri haklar üzerinde tasarrufta bulunurken hiçbir tarafın haksızlığa uğramaması ve hakkı olana zamanında sahip olmasıdır. Doğru adımlar kişiyi doğru yollara götürür.

# arabuluculuk


ARABULUCULUK SÜRECİNDE NEDEN AVUKATA İHTİYACIM VAR?

· Avukat hukuki yol göstericidir. Kimseden hukuk alanında bir avukat kadar bilgi sahibi olması beklenmez. Ancak bilgi sahibi olunmaması geri dönüşü olmayan zararlara sebebiyet verebilir. Bu nedenle herkesin bir yol göstericiye ihtiyacı vardır.

· Son arabuluculuk tutanağında taraflarla birlikte tarafların avukatlarının imzalarının yer alması tutanağı icra edilebilirlik şerhi gerekmeksizin ilam niteliğinde belge haline getirir.

· Arabuluculuk süreci sonrası dava açılacaksa en baştan beri tarafın yanında olan avukat uyuşmazlığı, talepleri ve yapılması gerekeni daha iyi bilir, konuya vakıftır.

· Avukat tecrübelidir. Bir işçi bir kez işten çıkarılır yahut bir kez alacağından yoksun kalır, ancak avukat mesleki tecrübe bakımından birçok kez aynı konulara şahit olmaktadır. Bu nedenle tecrübe çoğu zaman galip gelir.

· Arabulucu da hukukçu değil mi? Evet arabulucu da hukukçudur lakin tarafsızdır. Ancak avukat taraf vekili olup, arabulucu yalnızca müzakerelerde yer alırken avukat başvuru sürecinden dava sürecinin sonuna kadar müvekkilinin yanında yer alır.

· Avukat tarafın kısa sürede hakkına kavuşmasına yardım eder. Çünkü taraf kazanınca avukat da kazanır. Bu nedenle avukat yalnızca müvekkilinin menfaatini gözetir.

· Arabuluculuk müzakerelerinde avukat karşı taraf yahut arabulucunun yaptığı bir usulsüzlüğün, haksızlığın derhal farkına varır ve müdahale eder. Bu durum hak kayıpları olmaksızın işlerin kötüleşmesini önlemektedir.


Anahtar kelimeler :

#hukuk

#avukat

#hukukçu

#adalet

#savunma

#iddia

#eşitlik

#hak

#izmir

#izmirbarosu

[1] 7036 sayılı kanun madde 3/5

[2] 7036 sayılı kanun madde3/10

[3] 6325 sayılı kanun madde 16/2


Yazan : Stj Av. Özge FAKÇI

Danışman : Av. Harun Ümit EREN - Av. Zeynep KARADAŞ


KAPİTAL HUKUK BÜROSU

avukat@kapitalhukuk.net

0232 335 16 35

0 görüntüleme

0232 335 16 35

Bu internet sitesinde bulunan her türlü hukuki görüş, belge, bilginin tamamı izmir avukat KAPİTAL HUKUK Bürosu tarafından bilgilendirme ve tanıtım amacıyla, kişisel ve ticari olmayan amaçlarla hazırlanmış ve erişime açılmıştır. Bunların hiçbiri Hukuki Tavsiye niteliğinde olmadığı gibi, en son hukuki durumu da yansıtmayabilir. Bu hukuki görüş, belge ve bilgilerin kullanımı ve kopyalanması izmir avukat KAPİTAL HUKUK Bürosu tarafından verilecek yazılı izini ile mümkündür. Bu halde bile, ziyaretçiler bu sitedeki hukuki görüş, belge ve bilgilere dayanarak hareket etmemelidirler. Ziyaretçiler bu hukuki görüş, belge ve bilgilerin yanlış olduğunu veya bu hukuki görüş, belge ve bilgilere dayanarak zarara uğradıklarını iddia edemezler. Sitede bulunan hukuki görüş, belge ve bilgilerin kullanımı sonucundan doğabilecek zararların tamamından kullanıcı sorumludur. İzmir avukat KAPİTAL HUKUK Bürosu , bu internet sitesinde bulunan hukuki görüş, belge ve bilgilerin içeriğine dayanan üçüncü kişilerin durum ve davranışlarının sonuçlarından sorumluluk kabul etmez. Bu internet sitesinde bulunan hukuki görüş, bilgi ve belgelerin yazılı izinle dahi olsa kullanılması, İzmir avukat KAPİTAL HUKUK Bürosu'na yazılı yada elektronik ortamda bilgi ve belge ulaştırılması, izmir avukat KAPİTAL HUKUK Bürosu  ile Avukat – müvekkil ilişkisi yaratmayacaktır. Bu internet sitesinde kullanılan büro logosu, izmir avukat KAPİTAL HUKUK Bürosu  tarafından yaratılmış olup, fikri hakları izmir avukat KAPİTAL HUKUK Bürosu 'na aittir. Logonun herhangi bir şekilde kopyalanması ve kullanılması bu hakların ihlali anlamına gelir ve kesinlikle yasaktır.Bu internet sitesine herhangi bir şekilde bağlantı yaratmak, izmir avukat KAPİTAL HUKUK Bürosu 'nun yazılı onayı olmadıkça yasaktır. Bu siteyi ziyaret edenler, yukarıdaki şartları kabul etmiş sayılır.