• Av.Harun Ümit Eren

Şiddetli Geçimsizlik&Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma

Şiddetli Geçimsizlik Nedir ve Şiddetli Geçimsizlik Davası Şartları Nelerdir?


Eşler arasında yaşanan anlaşmazlıklar, şiddetli geçimsizlik halini alarak evlilik hayatının sürdürülmesini olanaksız kılabilmektedir. Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını düşünen eşler şiddetli geçimsizlik (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) sebebine dayanarak boşanma davası açabilirler. Şiddetli geçimsizlik sonucu açılan çekişmeli boşanma davaları genel boşanma sebeplerine dayanır. Mahkeme, somut olayın özelliklerine göre taraflarca ileri sürülen sebeplerin evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olduğunu gördüğünde boşanma kararı verecektir. Medeni kanun 166/I ve II’ye göre,’’ Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Belirtilen hallerde davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla birlikte bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.’’ Bu hükme göre, ortak hayatı sürdürme eşlerden beklenmeyecek derecede evlilik birliğini temelinden sarsmışsa, bu durum boşanma davası açılmasına sebep teşkil eder. Bu boşanma sebebinin var olup olmadığını hakim takdir edecektir. Aynı şekilde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle dava açılması kusur şartına bağlı değildir. Temelden sarsılmada her iki eşin de kusursuz olduğu hallerde de dava açılabilir. Ancak bu, kusurun hiç önemi olmadığı anlamına gelmez.

ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK NEDENİYLE DAVA AÇILMASI ŞARTLARI

1-Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmış Olması(Şiddetli Geçimsizlik)

Bununla kastedilen, şiddetli geçimsizlik dolayısıyla eşler arasında önemli fikir ve duygu ayrılığının olmasıdır. Evlilik birliğinin temelden sarsılması olarak kabul edilen ve kanun maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında düzenlenen boşanma sebebini davacı eş ispat etmek zorundadır. Aynı zamanda bu durum için hâkim söz konusu evliliğin birliğinde temelden sarsılmanın bulunup bulunmadığını da takdir edecektir.

Ancak MK m. 166/III ve IV’te düzenlenen boşanma sebeplerinin varlığı halinde hâkimin takdir yetkisi olmayıp, madde metnindeki belirtilen şartların varlığı halinde hâkim boşanmaya karar vermek zorundadır.

Önemle belirtmek isteriz ki; MK m. 166/I ve II’nin uygulanabilmesi için evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve eşlerden en az biri için ortak yaşamın çekilmez bir hale gelmiş olması gerekmektedir. Aynı zamanda boşanma davası sırasında davalının, davacının daha kusurlu olduğu itirazını ileri sürmemiş ya da ileri sürdüğü itirazın kabul edilmemiş olmaması gerekmektedir.

2-Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması(Şiddetli Geçimsizlik) En Az Eşlerden Biri İçin Ortak Hayatı Sürdürmesi Beklenemeyecek Derecede Olmalıdır.

Evliliği temelinden sarsan olay eşlerin her ikisi ya da sadece biri için ortak hayatı sürdüremeyeceği derecede ağır olmalıdır. Davacı açısından şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini hakim takdir eder. Nelerin boşanmayı gerektirecek derecede evlilik birliğini temelinden sarsmış sayılacağı hakim doktrin ve mahkeme kararlarına göre saptar. Boşanmayı gerektirecek şekilde köklü sarsılma hallerden bazıları şunlardır:

   -eşine kötü muamele etmek

   -hakaret etmek

   -başkalarının yanında küçük düşürmek

   -ahlaken düşük bir hayat sürmek

Buna karşılık, eşlerden birinin kendi kusuru olmaksızın tehlikeli bir hastalığa tutulması, eşlerden birinin diğerinin kısıtlanmasını talep etmiş olması, eşler arasında yaş farkının olması, eşler arasında din ve milliyet farkının bulunması, kadının üvey çocuğuna bakmaması, kadının iş arkadaşı ile sokakta görülmüş olması, Yargıtay tarafından evlilik birliğini temelinden sarsan sebepler olarak KABUL EDİLMEMİŞLERDİR.

3-Davalının, Davacının Daha Kusurlu Olduğu İtirazını İleri Sürmemiş Ya Da İleri Sürülen İtiraz Kabul Edilmemiş Olmadır.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasının bir boşanma sebebi oluşturması için, olaylarda davalının kusurlu olması gerekmediğine değinmiştik. Yani bu boşanma sebebi kusura dayanan bir sebep değildir. Ancak davalıya, kusuru ileri sürerek, davaya engel olma hakkı tanınmıştır. Şöyle ki, davalı, ister kusurlu olsun ster olmasın, açılmış olan boşanma davasında, temelden sarsılmaya sebep olan olayda, davacı daha kusurlu ise, bunu ileri sürerek eşinin açtığı davaya itiraz edebilir.

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davasında Kusur

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası, bir tarafın diğer tarafın kusuruna dayandığı çekişmeli bir boşanma davası türüdür. Çekişmeli boşanma davalarında davalı tarafın davayı kabul etmesi hiçbir hukuki sonuç doğurmaz, mutlaka karşı tarafın kusuru ispatlanmalıdır (YARGITAY 2.HD-K.2017/36159).

ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK NEDENİYLE BOŞANMA İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

BOŞANMA DAVASI - EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI HUKUKİ SEBEBİ - BOŞANMAYA NEDEN OLAN OLAYLARDA DAVACI ERKEĞİN DAVALI KADINA ORANLA DAHA AĞIR KUSURLU OLUŞU - TARAFLARIN EŞİT KUSURLU KABULÜNÜN DOĞRU OLMADIĞI - HÜKMÜN BOZULDUĞU

’Dava, davacı erkek tarafından Türk Medeni Kanunu'nun 166/1 maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davası olup, ilk derece mahkemesince davacı erkeğin tutumlu olduğu, eşinin ailesini istemediği, aile müdahalesine sessiz kaldığı, baskıcı olduğu, "İstemiyorum" diyerek eşini yanından gönderdiği; buna karşılık davalı kadının da maddi beklenti için evlendiği, eşinin koşullarını beğenmediği, inatlaştığı, hakaret ettiği, aile müdahalesine sessiz kaldığı, "Beni boşa" dediği gerekçesiyle tarafların eşit kusurlu olduğu değerlendirmesi yapılarak; davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, davalı kadın lehine 250 TL tedbir/yoksulluk nafakasına, tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesince tarafların kusur belirlemesine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile "Tarafların sürekli kavga ettikleri, davalı kadının fevri davrandığı, eşine hakaretler ettiği, fotoğrafına peruk ekleyerek aşağıladığı, eşinin sağladığı koşulları beğenmediği, hiçbir şeyden memnun olmadığı, sık sık boşanmak istediğini söylediği, ailesinin evlilik birliğine müdahalesine tepkisiz kaldığı, davalı kadın ve ailesinin, erkeğin Fetöcü olduğu yönünde isnatlarda bulunduğu, davacı erkeğin ise; aşırı tutumlu olup, birlik görevlerini tam olarak yerine getirmediği, eşine ilgisiz davrandığı, ailesinin evlilik birliğine müdahalesine tepkisiz kaldığı, eşinin sosyal yaşantısını kısıtladığı, giyimine, arkadaşlarına, telefon konuşmalarına müdahale ettiği, baskıcı davrandığı, evlilik birliği içerisinde olan olayları ailesine anlattığı, en son anlaşamıyoruz diye eşini Türkiye'ye gönderdiği, evlilik birliğinin ortak hayatı devam ettirmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede şiddetli geçimsizlik nedeniyle temelinden sarsıldığı, ilk derece mahkemesince verilen boşanma kararının isabetli olduğu, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tarafların eşit kusurlu olduğu" gerekçesiyle kararın kusur belirlemesine ilişkin gerekçesi düzeltilmiştir. Mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurlu kabul edilmişse de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı kadının hakaret eyleminden sonra evlilik birliğinin devam ettiği, bu eylemin davacı erkek tarafından affedildiği, en azından hoşgörü ile karşılandığı nazara alındığında, davalı kadına kusur olarak yüklenilemeyeceğinin; yine davalı kadına kusur olarak yüklenen eşinin şartlarını beğenmediği vakıasının, tarafların sosyal ve ekonomik durumu gözetildiğinde davalı kadının 7 metrekarelik bir odada kalmak istememesinin olağan olduğu bu vakıanın da kadına kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda davacı erkek, davalı kadına oranla daha ağır kusurludur. O halde, davacı erkeğin boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekirken, yazılı şekilde tarafların eşit kusurlu kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.( YARGITAY 2.Hukuk Dairesi E.2019/ 1342 ve K.2019 / 7075 Karar Tarihi: 12.06.2019)

BOŞANMA DAVASI - DAVACININ BAŞKA BİR KADINLA HAYATINI BİRLEŞTİRMİŞ OLMASI - KİŞİLERE KUSURLARINA DAYANARAK YARAR SAĞLAMA İMKANI VERİLEMEYECEK OLMASI - DAVANIN REDDİ GEREĞİ

‘’Karar: Dava, şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanmaya ilişkin olup, davalı kocasının yıllardan beri başka bir kadınla yaşadığını, bu sadakatsiz tutumu itibariyle dava açamayacağını ileri sürmüştür.

Toplanan delillerden, özellikle davacı tanıklarının sözlerinden açıkça anlaşıldığı ve mahkemenin de delillere dayanarak kabul ettiği gibi, davacı başka bir kadınla hayatını birleştirmiş, bundan çocukları da olmuştur. Davacının, aile birliğine ağır bir şekilde sadakatsizlik teşkil eden bu davranışı karşısında boşanma davası açmak hakkını kabul etmek kişilere kusurlarına dayanarak yarar sağlama imkanı hazırlamak olur ki; hiç bir hukuk anlayışı buna elvermez. Öte yandan davalı kadının, kocası hakkında gerek ceza yönünden gerekse hukuk açısından harekete geçmemiş olması hakkın kötüye kullanılması anlamına da gelmez. Çünkü: Bir kimse kendi yararına dava açmaya ve hak aramaya zorlanamayacağı için (HUMK. 79) bu menfi tutumu hakkın kötüye kullanılması (M.K. 2) şeklinde nitelendirilemez.

Davalının kusurlu davranışı ve özellikle davacıya kıyasla ağır sayılabilecek eylemleri bulunmadığına göre, toplumsal düşüncelerden hareketle ve kanun hükümleri ihmal olunarak boşanmaya karar verilmiş olması Medeni Kanunun 134. maddesinin özüne ve sözüne aykırıdır.

Sonuç: Temyiz edilen kararın gösterilen sebeple BOZULMASINA, 19.09.1974 tarihinde oybirliği ile karar verildi’’ (YARGITAY 2.Hukuk Dairesi E:1974/ 4986 ve K:1974 / 5075 Karar Tarihi: 19.09.1974)

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası süreci başlı başına psikolojik açıdan eşler için zor bir süreçtir. Şiddetli geçimsizlik yaşayan çiftler için boşanmaya karar vermek her açıdan zor bir süreçken çocukların olması gibi etkenlerle süreç daha da zor bir hal alabilmektedir. Bu süreçte eşlerin bir uzmandan yardım alması hem eşler için hem de varsa çocuklar için daha sağlıklı olacaktır. Bu konuda uzman bir boşanma avukatından yardım almak her açıdan eşler için çok daha faydalı olacağı unutulmamalıdır.

0 görüntüleme

0232 335 16 35

Bu internet sitesinde bulunan her türlü hukuki görüş, belge, bilginin tamamı izmir avukat KAPİTAL HUKUK Bürosu tarafından bilgilendirme ve tanıtım amacıyla, kişisel ve ticari olmayan amaçlarla hazırlanmış ve erişime açılmıştır. Bunların hiçbiri Hukuki Tavsiye niteliğinde olmadığı gibi, en son hukuki durumu da yansıtmayabilir. Bu hukuki görüş, belge ve bilgilerin kullanımı ve kopyalanması izmir avukat KAPİTAL HUKUK Bürosu tarafından verilecek yazılı izini ile mümkündür. Bu halde bile, ziyaretçiler bu sitedeki hukuki görüş, belge ve bilgilere dayanarak hareket etmemelidirler. Ziyaretçiler bu hukuki görüş, belge ve bilgilerin yanlış olduğunu veya bu hukuki görüş, belge ve bilgilere dayanarak zarara uğradıklarını iddia edemezler. Sitede bulunan hukuki görüş, belge ve bilgilerin kullanımı sonucundan doğabilecek zararların tamamından kullanıcı sorumludur. İzmir avukat KAPİTAL HUKUK Bürosu , bu internet sitesinde bulunan hukuki görüş, belge ve bilgilerin içeriğine dayanan üçüncü kişilerin durum ve davranışlarının sonuçlarından sorumluluk kabul etmez. Bu internet sitesinde bulunan hukuki görüş, bilgi ve belgelerin yazılı izinle dahi olsa kullanılması, İzmir avukat KAPİTAL HUKUK Bürosu'na yazılı yada elektronik ortamda bilgi ve belge ulaştırılması, izmir avukat KAPİTAL HUKUK Bürosu  ile Avukat – müvekkil ilişkisi yaratmayacaktır. Bu internet sitesinde kullanılan büro logosu, izmir avukat KAPİTAL HUKUK Bürosu  tarafından yaratılmış olup, fikri hakları izmir avukat KAPİTAL HUKUK Bürosu 'na aittir. Logonun herhangi bir şekilde kopyalanması ve kullanılması bu hakların ihlali anlamına gelir ve kesinlikle yasaktır.Bu internet sitesine herhangi bir şekilde bağlantı yaratmak, izmir avukat KAPİTAL HUKUK Bürosu 'nun yazılı onayı olmadıkça yasaktır. Bu siteyi ziyaret edenler, yukarıdaki şartları kabul etmiş sayılır.